Askerlik 15 Aydan 18 Aya Ne Zaman Çıktı? Cesur Bir Eleştiri
Türkiye’deki askerlik süresi, her dönemde bir şekilde gündeme gelir ve genellikle erkeklerin hayatında “görülmemiş” bir engel gibi algılanır. 15 ay, 18 ay, bedelli askerlik… Hepsi aynı şeye çıkıyor: erkeklerin devlet için yaptıkları, birçokları için can sıkıcı bir görev. Ama tabii, 15 aydan 18 aya çıkan askerlik süresi, gerçekten de beklenen bir değişiklik miydi? Yoksa bu karar, 28 yaşındaki bir İzmirli genç olarak bana, gerçekten de “yine değişen bir şey yok” dedirtti?
Askerlik, aslında basit bir uygulama değil, bir devlet meselesi. Ama bakalım, bu artış ne anlama geliyor? İyi mi oldu, kötü mü oldu? İleriye yönelik bu tür değişiklikler, gençleri ne şekilde etkiliyor? Düşünmeye değer.
Askerlik Süresinin 18 Aya Çıkmasının Güçlü Yönleri
Askerlik süresi 15 aydan 18 aya çıktığında, bazılarına göre bu artış, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ihtiyaçları doğrultusunda yapılan bir düzenleme gibi görünebilir. Peki, gerçekten bu değişiklik orada çalışan askerlerin gereksinimlerine cevap veriyor mu? Belki… Ama bence, artan süreyle birlikte gençlerin sadece askerlik için harcadığı zamanın değil, tüm hayatlarına etkisinin arttığı da bir gerçek.
Düşünsenize: 18 ay, hemen hemen bir buçuk yıl. Yani neredeyse, bir genç insanın iş hayatına başlamadan önce harcayacağı ciddi bir zaman dilimi. Bu, bazılarının belki de yirmilerinin ortalarındaki aktif yıllarını kaybetmesi demek. Hangi genç, kendi hayatını, işini, eğitimini bu kadar uzun süre kesintiye uğratmak ister ki? Ama işte, devletin stratejik ihtiyaçları ve askerlik hizmeti için harcanan zaman arttıkça, belki de halkın çıkarlarını göz önünde bulundurmak gerekiyor.
Bir diğer açıdan bakıldığında, askerliğin süresinin arttırılması, aslında devletin kendini “güvende” hissetmesiyle ilgili de bir durum olabilir. Ama sosyal medya ve dijital dünyada çok aktif biri olarak, “yeni nesil askerlerin” nasıl daha verimli olacağına dair sorularım var. Bu kadar uzun süre süren askeri hizmetin gerçekten verimli olmasını sağlamak kolay mı? Gençlerin verimli zamanlarını geçirmeleri, ülkenin çıkarlarına mı hizmet eder? 18 ay boyunca askerde kalacak olan bir insan, gerçekten gerekli mi? Yoksa, bu süreyi artırmak sadece bir geçiş döneminden mi ibaret?
Askerlik Süresinin Uzamasının Zayıf Yönleri
Evet, askerlik süresinin artırılmasının güçlü yönlerinden bahsettik ama bu artışın zayıf yönleri de göz ardı edilemez. 15 aydan 18 aya çıkarılmasında kimlerin etkisi var? Kimlerin çıkarlarına hizmet ediliyor? Tabii ki devletin, ordunun ihtiyaçları önemli, ama gençlerin ekonomik ve sosyal hayatı ne olacak?
18 ay, bir genç için çok ciddi bir zaman kaybıdır. Gerek askerlik hizmetini yaparken, gerekse de ailelerinin ekonomik durumunu göz önünde bulundurduğumuzda, bu durum ciddi bir yük oluşturuyor. İş hayatına geç girmelerinin etkisi sadece maddi değil, psikolojik olarak da ciddi sonuçlar doğuruyor. Askerlik görevini tamamlayan bir gencin, piyasada kendini tanıtması, iş bulması ve toplumsal statüsünü inşa etmesi uzun sürebiliyor. Bu da demektir ki, aslında 18 ay, çoğu gencin hayatındaki önemli bir fırsat penceresinin kapanması anlamına geliyor.
Yine de, 15 aydan 18 aya çıkarılmasının arkasındaki motivasyonun daha da dikkatli bir şekilde sorgulanması gerektiğini düşünüyorum. Orta sınıf ailelerin çocukları, genellikle daha kolay geçiş yapabilirken, düşük gelirli ailelerin çocukları için 18 ay, adeta hayatlarının bir bölümüyle özdeşleşiyor. Bu, aslında toplumsal eşitsizliğin daha da derinleşmesine yol açabilir. Eğitim, iş hayatı, kariyer… Bunlar önemli şeyler, ama bir gencin geleceği, askerde geçireceği 18 ayla bir noktada kesilmekte. Gençlerin “maddi” durumları ile askerlik süreleri arasındaki ilişkiyi görmek, büyük bir adaletsizliği de ortaya koyuyor.
Bir de şu var: Herkes askerlik yapacak diye bir şey yok. Zaten bazı insanlar bedelli askerlik gibi yollarla daha kısa süreli bir çözüm arayabiliyor. Ama bu da büyük bir çelişki yaratıyor. Yani, 18 ay askerlik yapacak olan gençlerin arasında, birinin zengin olması nedeniyle kısa süreli bir çözüm bulması, diğerininse bu süreyi geçirecek olması gerçekten de adil mi? Bu noktada, sistemin “eşit” olmadığını açıkça görebiliyoruz.
Bir Genç Olarak Düşüncelerim
İzmir’de, sosyal medyada aktif olarak her gün binlerce gençle etkileşime geçiyorum. Bu konuda, herkesin farklı bir görüşü var. Kimi, askerliğin uzamasının orduyu güçlendireceğine inanırken, kimisi de bunun bir “zorunluluk” olduğundan ve gençlerin yaşamını boşa harcamasından şikayetçi. Her iki tarafın da argümanları doğru ve yanlış yönlerden besleniyor.
Bir de şu var: Teknoloji çağında, gençlerin büyük kısmı bir “gelecek” için çabalarından vazgeçmek zorunda kalıyor. 18 ay, sosyal medyada dilediğiniz kadar “hashtag” açsanız da, gerçek hayatta kaybolan bir zaman dilimi. Askerlik süresinin artırılmasının gençler üzerindeki psikolojik etkileri göz ardı edilemez. Çoğu genç, oraya gittiğinde “zaman kaybı” hissiyle geri döner ve sosyal hayata adapte olmakta zorlanır. Bu durumda, devletin ve ordunun mevcut ihtiyaçları da tartışılmalı. Daha verimli bir askerlik düzeni kurulamaz mıydı?
Sonuç Olarak
Askerlik süresinin 15 aydan 18 aya çıkarılması, bana göre oldukça tartışmalı bir konu. Bir tarafta ordunun ihtiyaçları, diğer tarafta gençlerin yaşamlarını sürdürebilme mücadelesi… Bu mesele, daha fazla sorgulama ve eleştiri gerektiren bir karar. Bu değişikliğin toplum üzerinde nasıl bir etkisi olduğunu, toplumun en aktif gruplarından biri olan gençler için daha çok düşünmek lazım. Bir sonraki adımda, gençlerin yerine daha fazla karar alıcı koyulması gerektiği kanaatindeyim. Çünkü sonunda, biz gençler, 18 ay boyunca askerdeyken bir yandan da hayatın dışında kalıyoruz.